Stresten Kurtulmanın Yolları

İşte size stresi azaltmanın 52 yolu. Deneyin işe yaradıklarını göreceksiniz...

 

1. Sabahları 15 dakika erken kalkın. Böylece yaşanılan telaşın ve aksiliklerin yarattığı stresi azaltmış olursunuz.

2. Sabaha bir gece önceden hazır olun. Mesela kahvaltı sofrasını yada kıyafetlerinizi hazırlayın.

3. Hafızanıza bel bağlamayın. Randevularınızı, ödeme günlerinizi, önemli günleri, numaraları ve bunun gibi hatırlanması gereken bilgileri bir yere not edin.

4. Yalan söylemenize neden olacak davranışlardan kaçının.

5. Bütün anahtarlarınızın kopyasını yaptırın. Evinizin yedek anahtarını gizli bir yere saklayın (örneğin bahçeniz varsa gizli bir yere gömün) ve arabanızın yedek anahtarını anahtarlığınızın dışında örneğin cüzdanınızın içinde taşıyın.

6. Kırılmaya, bozulmaya yada yıpranmaya karşı önlem alın. Böylece arabanız, gereçleriniz, eviniz ve ilişkileriniz beklenmedik zamanlarda sizi yarı yolda bırakmaz.

7. Beklemeye hazırlıklı olun. Banka kuyruğunda beklerken bir kitap yada gazete okumak sürenin daha çabuk geçmesini sağlar.

8. Sürüncemede kalmak her zaman stress kaynağıdır. Yarın yapmak istediğiniz her şeyi bu gün yapın ve bu gün yapmak istediğiniz her şeyi şimdi yapın.

9. Geleceği planlayın. Benzin deponuzun çeyrek deponun altına inmesine izin vermeyin; faturaları ödemek, ödev yada proje hazırlamak için son dakikayı beklemeyin, vb.

10. İşe yaramayan yada bozuk bir eşya ile uğraşmayın. Eğer saatiniz, cüzdanınız, ayakkabı bağlarınız, silecekleriniz – kısaca size sürekli rahatsızlık veren her şeyi ya tamir edin yada yenisini alın.

11. Randevularınıza 15 dakika önce gidin.

12. İçinde kafein bulunduran yiyecek ve içeceklerden uzak durmaya çalışın.

13. Her zaman beklenmedik olaylara karşı plan yapın. Örneğin: Eğer randevuya gecikirseniz ne yapacaksınız gibi…

14. Kurallarınızı gevşetin. Televizyonun arkasında ki tozları almamak dünyanın sonu değil.

15. Polyana-Gücü! Her yanlış giden bir iş için en az 10 iyi bir şey oluyor. Yaşamda ki güzellikleri sayın!

16. Soru sorun. Bir dakika zaman ayırıp gideceğiniz adresi tekrar sormak size büyük zaman kazandırabilir.

17. "Hayır!" demeyi öğrenin. Ekstra projelere, istemediğiniz sosyal aktivitelere ve zamanınız olmayan davetlere hayır demek huzurlu bir yaşama kavuşmanız için önemli bir adımdır. Bunun için pratik yapmanız, kendinize saygı duymanız ve herkesin zaman zaman sakinleşebileceği yalnız kalabileceği, sessiz bir ortama ihtiyacı olduğuna inanmanız gerekir.

18. Telefonun fişini çekin. Rahatsız edilmeden uzun bir banyo almak, uyumak yada kitap okumak mı istiyorsunuz? Kısa bir süreliğini dünya ile ilişkinizi kesme cesareti gösterin.

19. "İhtiyaçlar" ınızı tercihlere dönüştürün. Temel ihtiyaçlarımız yemek, su ve kendimizi ısıtmaktan ibarettir. Geriye kalan her şey tercihtir. Dolayısıyla yaşamda ki tercihlere aşırı derecede bağlanmayın.

20. Basitleştir, basitleştir, basitleştir. . .

21. Endişeli ve kuruntulu olmayan insanlarla arkadaş olun. Hiç bir şey karamsar bir insanın duygularının bulaşıcı olması kadar etkili değildir. Kısa bir süre içinde siz de onun gibi olabilirsiniz. Bu insanlardan uzak durum.

22. Eğer işiniz uzun süre oturmanızı gerektiriyor ise arada bir ayağa kalkıp vücudunuzu esnetin.

23. Eğer sessizliğe ihtiyacınız varsa kulak pamuğu kullanın.

24. Uykunuzu alın. Eğer zamanında yatma alışkanlığınız yoksa, uyuma vaktinizi hatırlatması için alarm saatinizi kurun.

25. Kaos içinde düzen yaratın. Evinizi ve işinizi öyle bir şekilde organize edin ki neyin nerde olduğunu bilin. Eşyalarınızı yerlerine koymayı alışkanlık haline getirin böylece bir şeyleri kaybetmenin stresinden korunmuş olursunuz.

26. İnsanlar stresli olduklarında genelde kısa soluklar alırlar. Bu şekilde nefes aldığınızda vücudunuzda ki kullanılmış hava dışarı atılamaz, dokular yeterli oksijen alamaz ve kaslarda gerilme olur. Gergin bir an yaşarken soluk alış verişinize dikkat edin, eğer mide kaslarınızın gerildiğini hissederseniz ve kısa kısa yüzeysel soluk aldığınızı farkederseniz olduğunuz yerde durup vücudunuzun sakinleşmesini sağlayın. Bütün kaslarınızı gevşetin, bir iki defa derin ama yavaş soluk alıp verin.

27. Düşüncelerinizi ve duygularınızı bir günlüğe yada bir kağıt parçası üzerine yazmak (istersiniz sonra atabilirsiniz) olayları daha net olarak görmenizde yardımcı olabilir.

28. Rahatlamaya ihtiyacınız olduğunda aşağıda ki yoga egzersizini deneyin. Burnunuzdan derin bir nefes alırken sekize kadar sayın. Sonra dudaklarınızı büzerek içerdeki havayı çok yavaş bir şekilde verirken 16’ya kadar sayın. Dikkatinizi nefesinizin sesine verin ve gerginliğinizin azalmasını hissedin. Bu egzersizi 10 defa tekrarlayın.

29. Korktuğunuz olaylara karşı kendinizi hazırlayın. Örneğin: Topluluk içinde konuşmadan önce, yapacağınız her davranışı ve karşılaşabileceğiniz her tepkiyi kafanızın içinde yaşamaya çalışın. Ne giyeceğinizi düşünün, dinleyiciler neye benzeyecekler, ne tür sorular sorulacak ve bu sorulara nasıl cevap vereceksiniz gibi… Olayı nasıl yaşamak istiyor iseniz o şekilde hayal edin. Gerçek konuşma zamanı geldiğinde, her şeye hazırlıklı olduğunuzu ve heyecanlanmadığınızı farkedeceksiniz.

30. Yapılması gereken işlerin huzursuzluğu, yapmanız gereken işlere engel olmaya başlamış ise iş ortamınızda yada üstlendiğiniz görevlerde değişiklik yapma zamanı gelmiş demektir. Belki değişiklik tam ihtiyacınız olan çözümdür.

31. Konuşun. Güvendiğiniz bir arkadaşınız ile sorunları konuşmak daha net sorunlara bakmanızı saglar. Böylece sorunun çözümü üzerine konstanre olabilirsiniz.

32. Gereksiz stresten kurtulmanın bir yolu da içinde yaşadığınız çevreyi ihtiyaçlarınıza ve arzunuza göre seçmektir (İşiniz, eviniz, eğlence yeriniz vb). Eğer masa işinden nefret ediyorsanız bütün gün masa başında oturmanızı gerektirecek bir iş teklifini kabul etmeyin. Eğer politika konuşmaktan hoşlanmıyorsanız, politika konuşmaktan zevk alan insanlarla bir araya gelmeyin…

33. Günlük yaşamayı öğrenin.

34. Her gün gerçekten zevk aldığınız bir şey yapın.

35. Yaptığınız her işe bir parça sevgi katın.

36. Gerginliğinizi azaltmak için duş yada banyo alın.

37. Bir başkası için bir şeyler yapın.

38. Anlaşılmaktan çok anlamaya yoğunlaşın. Sevilmekten çok sevmeye yoğunlaşın.

39. Görünümünüzü iyileştirecek değişiklikler yapın. Güzel görünmek kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.

40. Gününüzü gerçekçi olarak planlayın. Bir randevudan diğerine koşmayın, kendinize randevular arasında nefes almak için boşluk bırakın.

41. Daha esnek olun. Bazı işler mükemmel olmasada yapılmaya değerdir ve bazıları mükemmel olmasa da olur.

42. Kendi kendinize yönelik negatif konuşmalardan kaçının: "Bunu yapmak için çok yaşlıyım. . .," "Bunu giymek için çok şişmanım. . .," "Bu insan ile olmak için çok çirkinim. . .," gibi.

43. Hafta sonunu temponuzu değiştirmek için kullanın. Eğer haftanız yavaş ve tekdüze bir iş içinde geçiyor ise, haftasonunu biraz hareket ve macera ile geçirmeye özen gösterin. Eğer hafta içinde pek çok insanla bir aradaysanız ve hızlı bir tempo ile çalışıyorsanız, haftasonunda huzur ve sakinlik içinde geçirebileceğiniz ortamlar yaratın. Eğer iş yerinde başarılı olduğunuz hissine ulaşamıyorsanız, haftasonunda zevkle yapacağınız ve başarı ile bitirebileceğiniz bir iş üzerinde çalışın.

44. Elinizden geldiğince bu günü yaşamaya çalışın. Dün ve yarın siz olmadan kendi kendilerine idare edebilirler.

45. Bir seferde bir iş yapın. Eğer bir insan ile birlikte iseniz sadece o insan ile zaman geçirin. Ne bir başka işle ne de bir başka insan ile zamanınızı bölmeyin. Eğer bir proje ile meşgul iseniz sadece projeye konsantre olun ve yapmanız gereken diğer işleri unutun.

46. Her gün kendinize yalnız kalabileceğiniz, sessizlik içinde dinlenebileceğiniz ve sakince düşünebileceğiniz bir zaman yaratın.

47. Eğer istemediğiniz bir iş yapmanız gerekiyorsa, günün erken saatlerinde bitirmeye ve kurtulmaya çalışın. Böylece günün geri kalanını endişe ve huzursuzluk içinde geçirmekten kurtulmuş olursunuz.

48. İşleri diğer insanlara yeteneklerine göre dağıtmayı öğrenin.

49. Öğle yemeği için ara vermeyi asla unutmayın. Masanızdan yada çalıştığınız alandan hem bedensel hemde zihinsel olarak uzaklaşmak için kendinize zaman yaratın. Hatta 15 dakikalığına bile.

50. Durumu daha kötüleştirebilecek bir şeyler yapmadan yada söylemeden önce değil 10 en az 1000’e kadar sayın.

51. İnsanlara ve olaylara karşı affedici olun. İçinde yaşadığımız dünyanın mükemmel olmadığı gerçeğini kabul edin.

52. Dünyaya karşı pozitif bakış açısı ile yaklaşın. Bir çok insanın elinden gelenin en iyisini yaptığına inanın

__________________
KENDİNİZE İYİ BAKIN DEMİYORUM ZATEN BAKARSINIZ.SİZ UMUTLARINIZA İYİ BAKIN

Müşteri Şikayetleri

MÜŞTERİ ŞİKAYETLERİ

Aşağıda anlatılanlar Wall Street Journal tarafından
yayınlanmış bilgisayar teknik servisine yapılmış gerçek şikayetlerdir.

1. Compaq "Press any key" komutunu "Press return key"
şekline dönüştürmeyi düşünüyor. Neden? "Any" tuşu nerede
sorusuna cevap vermekten baygınlık gelmiş.

2. Bir müşteri, üzerinde "toz koruyucu" olduğunda fareyi
kullanmakta güçlük çektiğinden dert yanmış. Toz koruyucu
dediğinin farenin plastik paketi olduğu ortaya çıkmış.

3. Disklerinin hatalı olduğunu savunan müşteriye "diskleri
satıcıya yollayın" denmiş. Satıcının eline geçen mektuptan
disklerin fotokopileri çıkmış.

4. Dell şirketinin bir müşterisi bilgisayarının faks
çekememesinden şikayet etmiş. 40 dakikalık bir telefon görüşmesi
sonucunda adamın kağıdı monitöre dayayıp "Gönder" tuşuna bastığı
ortaya çıkmış.

5. Bir IBM müşterisi dokümanı yazıcıya aktaramadığından
şikayet etmiş. "Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu?" sorusuna
karşılık "Ekranı yazıcıya doğru çevirdim, ama hala görmüyor"
cevabını vermiş.

6. Yeni aldığım bilgisayar çalışmıyor diye Dell firmasını arayan
kadın sürekli "Ayak pedalına basıyorum, basıyorum makinadan hiç
ses gelmiyor" demiş. Ayak pedalı dediğinin fare olduğu ortaya çıkmış.

7. Novell Netware'in ünlü hikayesi:
NetWare: Buyrun Sistem Operatörü.
Adam: Bilgisayarın kahve taşıyıcısı kırıldı. Garanti kapsamında,
ne yapmam lazım?
Netware: Kahve taşıyıcı mı?
Adam: Evet, bilgisayarın önündeki!
Netware: Pardon anlamakta güçlük çekiyorum. Bu kahve taşıyıcıyı
nereden aldınız.
Promosyon falan mı? Üzerinde bir marka var mı?
Adam: Bilgisayarla birlikte geldi. Promosyon olup olmadığını
bilmiyorum. Üzerinde 24X yazıyor.
**(Bahsedilen cihaz CDROM sürücüsü olur, 24X herkes için çok şey
ifade etmeyebilir diye...)

8. Bir IBM müşterisi:" İlk disketi sürdüm. İkincisini sürerken
çok zorlandım. Üçüncüsü asla içeri girmiyor."

 

                                           alıntı : turkhukuksitesi.com/

Rutin Hayatta Motivasyon Nasıl artar ?

Önder'in iş arkadaşı Sibel her gün güler yüzle dolaşıyordu; motivasyonu çok yüksekti. Halbuki ikisi de aynı işyerinde çalışıyorlardı ve Önder'in kendisi dahil, birçok iş arkadaşı Sibel gibi mutlu ve motivasyonu yüksek değildi.

Önder, bir gün öğle yemeğinde denk getirdi ve Sibel'e sordu. "Sibel Hanım, son derece enerjiksiniz, son derece motivasyonunuz yüksek, bu işin sırrı nedir?" Sibel sakince, cevap verdi: "Rutinler..." Önder, "Benim de rutin bir hayatım var. Her gün işe geliyorum, işten de eve gidiyorum. Cumartesi günleri de alışverişe gidiyorum, pazar günleri de geç kalkıyorum ve dinleniyorum; ama sizin gibi enerjik değilim." dedi.

Sibel, "Açıklamaya çalışayım." dedi. "Ben haftanın her bir gününü zarf gibi görüyorum. Pazartesi günü zarfı var, salı zarfı var, çarşamba zarfı var vesaire. Ben her pazartesi günü aynı zarfı açarım ve o zarfın içindekini yaparım. Salı günü de aynı şekilde; salı günlerine ait zarfı açar onun içindeki zarfta ne yazılıysa onu yaparım. Benimle diğer insanlar arasındaki fark, birçok insanın böyle bir zarf sisteminin olmaması, varsa da zarfların içine koyduklarının farklı olması." Önder merakla sordu: "Ne koyuyorsunuz bu zarfların içine? Hiç böyle bir şey duymamıştım."

Sibel, "Ben ajanda kullanmıyorum; onun yerine sözünü ettiğim bu zarfları kullanıyorum. Örneğin pazartesi gününün zarfında 'Anneni ziyaret et' yazılıdır. Ben de her pazartesi akşamı eşimle annemi ziyaret etmeye giderim. Bunu hiç sektirmem, annemi her hafta görmek hem onu, hem beni mutlu ediyor." Önder araya girdi; "Peki pazartesi işe de geliyorsunuz, onu yazmıyor musunuz?" Sibel, "Hayır yazmıyorum, zaten hafta içi her gün dokuz-altı mesaim olduğu belli, ben sadece akşamları ve hafta sonlarını, özgür olduğum zamanlar ne yapacağımı yazıyorum. Ayrıca işyeri için de günlük bir zarf setim var; ama o işte başarılı olmam, işlerimi bitirmemle ilgili." diye devam etti.

"Salı günlerinin zarfında 'alışveriş' yazılıdır. O akşamı evin ihtiyaçlarını almaya ayırırım ve alışverişten sonra da yemek hazırlarım. Alışverişi sadece salı akşamları yaparım, böylece hafta sonuna alışveriş konusu sarkmaz." Çarşamba gününün zarfında film notu vardır; akşamları, eşimle film seyretme gecemizdir. İşten çıkınca buluşur bir film satıcısına gideriz; kendimize bir film seçer, yemekten sonra onu seyrederiz. Üstüne de film üstüne bir sohbet yaparız.

Perşembe gününün zarfında "etkinlik" yazar. Devlet ve şehir tiyatrolarının biletleri çok ucuz biliyorsunuz; ailecek gidebileceğimiz bir oyuna gitmeye çalışıyoruz her perşembe. Perşembe insanların pek gezmeye gitmediği bir gün olarak daha da rahat bilet bulunuyor; ayrıca trafik de daha rahat oluyor." Önder, "Her gün dışarıdasınız yani..." diye araya girdi. Sibel, "Aslında pek öyle değil. Bir tek pazartesi ve perşembe günü dışarıda oluyoruz. Diğer günler hep evdeyiz, ama bir şeyler yapıyoruz.

Cuma gününün zarfında da 'Arkadaşları eve davet et' yazılıdır. Her cuma ya eşimin, ya benim arkadaşlarımdan birini ya da bir çifti sohbete davet ederiz." diye devam etti.

Önder, "Peki hafta sonu ne yapıyorsunuz?" diye sordu. Sibel de cevapladı: "Cumartesinin zarfında 'kişisel gelişim' yazar. Sabah eşimle birlikte erken saatte bir parka yürüyüşe gideriz. Dönüşte ikimiz de birlikte ya da ayrı ayrı kayıtlı olduğumuz kurslara gideriz. İngilizce, ud, ebru hangisiyse o kursa gideriz. Cumartesi günleri evde hiç televizyon açmayız. İkimiz de sessiz sessiz kitap okuruz; kurstan sonra.

Pazar gününün zarfında ise 'aile ve gezme' yazılıdır. Çoğu pazar günü bir aile büyüğünü ya ziyaret ederiz ya da o aile büyüğünü dışarıda bir yere götürürüz. O mutlu olur, biz de mutlu oluruz."

Önder "Bütün bunlar size enerji mi veriyor? Yoruluyor olmalısınız." Sibel "Bunların hepsi bana mutluluk veriyor. Ailemle birlikte oluyorum, eşimle çok uygun fiyata eğleniyoruz, yeni şeyler öğreniyoruz. Bütün bunları yapmak için ajanda bile kullanmıyorum. Bunları yapmış olmak bana sürekli enerji veriyor. Üstelik bunları yapmak için herkesin zamanı var; ama kimse zarfına bir şey yazmıyor. Zarflar boş kalıyor. Bizim zarflarda aynı şeyler yazıyor gibi görünüyor; ama her hafta farklı bir tiyatro ya da etkinliğe gidiyoruz. Yani sıra dışı yaşamayı rutin hale getirdik."

 

                                                                         Melih Arat


Windows XP ipuçları

Can Sıkıcı " Hata raporu gönder" uyarısından kurtulmak için

 

Windows kullanırken sürekli karşımıza çıkan ve sürekli gönder gönderme diye cevap bekleyen hata raporlarını birdaha görmemek için ;

 

Bilgisayarım > mouse sağ ile tıkla > özellikler >gelişmiş > Hata bildirimi > Hata bildirimini devre dışı bırak  tıklayarak >  Tamam 'a basabilirsiniz.

 

 

İnternet Explorer'ınızı hızlı çalıştırmak için

 

internet Explorer'ınızı daha hızlı çalıştırmak için önce interneti açın ve araçlar menüsü altından  internet seçeneklerini seçin.Buradan gelişmiş menüsüne gelin ve Tarayıcı her kapatıldığında Temprorary Files klasörünü boşalt işaretleyin..

İlk-e

                                    

 

Bazı insanlar ilkeli olmakla övünürler. Bazı insanları ise, o çok ilkelidir; bizim istediğimizi yapmayacaktır (kendi kurallarının dışına çıkmayacaktır) deriz. Bir kısım insansa ilkesiz olmanın, değişime uyum sağlamak olduğunu söylerler; hatta daha ileri giderek “Tek bir ilkem vardır: O da ilkesiz olmaktır” derler.

 

Son yıllardaki çalışmalarımda ilkelerden, değerlerden söz ettim. Ama açıkçası, özellikle ilkeler konusunda bir tanımlama bile getirmemiştim. İlkelerin çok önemli olduğunu, birbirinden çok değişik karar durumlarında sorularımıza cevap veren referans noktaları oluşturduğunu söylüyordum. Yine de “ilke nedir” sorusuna cevap vermiyordum. Örneğin, “dürüstlük” bir ilke midir, yoksa değer midir? “Doğaya saygılı” bir ilke midir, yoksa değer midir?

 

“İlke” kavramını spot altına alınca, ilkelerin tek bir kelimeden oluşamayacağını, “hüküm” içeren cümleler olması gerektiği fark ettim. Örneğin, “dürüstlük” bir değerdir. “Her ortamda dürüst oluruz” bir ilkedir. “Doğaya saygı” bir değerdir. “Doğaya zarar verecek, hiçbir eylem yapmayız” bir ilkedir.

 

İlke konusu niçin önemli? İlkeler, insanları ve kuruluşları tutarlı yapan, kendilerini kimlik kazandıran ve daha ötesi kalıcı olmalarına yardımcı olan araçlardır. Yaşamımızda her gün binlerce soruyla karşılaşıyoruz. Kimse bize bir şey sormuyor aslında, ama soru şeklinde formüle edilen durumlar var önümüzde. Örneğin, kahvaltı da ne yiyeceksiniz, hemen her zaman böyle bir soru vardır karşınızda. Poğaça mı, simit mi, yumurta mı, tost mu yiyeceksiniz yoksa sadece çay ya da kahve mi içeceksiniz? Pazar gününüzü nasıl geçireceksiniz? Aile büyüklerinizi ziyarete mi gideceksiniz, evde dinlenecek misiniz, sinemaya mı gideceksiniz, yoksa çocuklarınızla ya da arkadaşlarınızla mı zaman geçireceksiniz? Dikkatli düşünürseniz, sabah uyandığınız andan gece yatıncaya kadar binlerce soru ve karar durumu çıkar karşınıza. Günlük yaşamda karşılaştığımız soruların yanı sıra, bir de işle ilgili binlerce soru vardır.  Küçük ya da büyük yatırım kararları... Örneğin, Sabancı Holding Philip Morris ile ortaklık yaparak PhilSA’yı kurdu. 2001 yılı dolmadan Koç Holding’inde büyük bir sigara üreticisiyle ortak üretim yapması planlanıyor. Şimdi, siz bu holdinglerin yerinde olsanız böyle bir yatırımı yapar mısınız? İşin ticari getirisi, götürü durumu ayrı bir konu. Örneğin, ben yapmam. Bir ilkem var: “İnsan sağlığına zararlı işlerden uzak dur.” Böyle bir ilkeniz yoksa, önünüze gelen yatırım kararını uzun süre düşüneceksiniz, elbette toplum sağlığına zararlı bir ürün işine girdiğinizi de aklınızdan geçireceksiniz; kararınız ne olursa olsun, karar vermek için oldukça uzun zaman harcayacaksınız. Halbuki, bir ilke setiniz olsa, bu ilkelere soru sorarsanız onlar size cevap verir.

Sigara fabrikası kurayım mı?

İlkemiz cevabını bir soruyla veriyor: “İnsan sağlığına zararlı mı bu iş?”

“Evet.”

İlkemiz cevabını veriyor: “O zaman kurma.”

İnsan, yanında sürekli danışmanlar bulunduramaz, enformasyon işleyeceği bilgisayarlar bulunduramaz, kitaplar ya da raporlar da bulunduramaz. Bütün bunlar karar almaya yardım eder; ama hemen hepsi karmaşıktır ve karışık cevaplar verirler. İlkelerse her yere, akılda götürülebilir. Çok yer kaplamazlar ve basit bir şekilde tüm sorularınıza cevap verirler.

En İyi İlkeler

İlkeler kurallara benzerler; bir farkla ilkeler, neden-sonuç ilişkilerini doğuran hükmedici, kaçınılmaz kurallardır. Belirlediğimiz ilkelere uymak ya da uymamak belirli bir vadede hep bir sonuç yaratır. Örneğin, “insan sağlığına zararlı işlerden uzak dur” ise ilkeniz, hep insan sağlığına zararsız ve muhtemelen yararlı işlere girersiniz. Ancak, insanın kendisine belirlediği bazı kurallar çok da kişisel kalabilir, örneğin: “Dışarıda birkaç kişi yemek yersek, hiç kimseye yemek ısmarlamam ve ısmarlatmam, kendi hesabımı öderim.” Bu bir ilkedir. Ama iyi bir ilke midir, kötü mü, o uygulayan kişinin kişisel değerlendirmesine kalmıştır.

En iyi ilkeler, evrenle uyum içinde olanlardır. Evrenle uyum içinde olmak demek, evrenin dinamik dengelerini bozmayan, evrendeki canlı ve cansız varlıklara zarar vermeyen, onlarla uyum içinde yaşamamıza yardım edecek ilkelerdir. Örneğin, “Doğaya zarar verecek hiçbir şey yapmam” diye bir ilkeniz varsa, yediğiniz, içtiğiniz ve satın aldığınız her şey değişir. Örneğin, eski tip kalem piller çevreye çok ciddi zarar verirler. Eğer “doğaya zarar verecek hiçbir şey yapmam” diye bir ilkeniz varsa, atık hali çevreye zararlı ürünleri satın almayı bırakırsınız.

                                                                                        Melih Arat